DOLHANLAR Web sitesine hoşgeldiniz...

Dolhanlar

  Dolhanlar Hakkında
    Dolhanlara Ulaşım
    Şiirlerimiz
    İnsanlarımızı Tanıyalım
    Gurbetçilerimiz
    Şehitlerimiz & Gazilerimiz
    Aramızdan Ayrılanlar
    Hikayeler/Fıkralar
    Dosyalar
    Makaleler
    SOHBET Odası
    Linkler
    Yönetimlerimiz
    Muhtar Yönetimi
    Dernek Yönetimi
    Site Yönetimi

Reklam


Resim Galerisi'nden


Nağmeler


İstatistik

 
Toplam Üye : 337
Ziyaretçi : 19284
Bugün : 21
Dün : 118
Bu Ay : 21
En Son Üye : hatice akyüz
Son 10 Online Üyeler
aLi ÇeTiN
01.08.2010 - 00:01
MERSE
01.08.2010 - 00:03
alper
31.07.2010 - 20:34
mevlut
31.07.2010 - 09:15
memet guven
31.07.2010 - 14:02
hatice akyüz
30.07.2010 - 11:07
hasanhakyemez
30.07.2010 - 13:44
celtek001
29.07.2010 - 11:23
aranankan42
29.07.2010 - 02:43
bünyamin
29.07.2010 - 01:40

Şiirlerimiz

Şiir Ekle

  Şiirlerimiz Kategorileri
» DERLEME » DOLHANLAR » GÜLVET
» SERBEST
 DERLEME
  BİİR ŞİİR  
 

Haramzade inkar eden aslını,

Dolhanlarlıyım, inkar Edemem.

Terketsem de bu toprağın üstünü

Altında atam var, inkar Edemem!

Bilsin beni oğlum, kızım, uşağım,

Kıldan Şalvar giydim, ipten kuşağım,

Kepekten yastığım, çayır döşeğim,

Kara lastik giydim, inkar Edemem!

Bulamazdım isli lambaya gazı

İdareyle CIRA yakardım bazı,

Eksi otuzlarda kışın ayazı

Odun çektiğimi inkar Edemem!

Ellikle, orakla ekin işlerdim,

Öküz ile bir ay düven sürerdim,

Kağnıya sap vurur Cullar gererdim,

Saman bastığımı inkar Edemem?

Yuvak çekmeyince akardı damım,

Yastık tıkar idim kırılınca camım,

Çayım yoktu misafire ikramım

Kuru üzüm vardı, inkar Edemem!

Nerde döverbiçer, motor, araba,

Harman savurdum elimde Yaba,

Bu Toprakta anam, bu köyde baba,

Bu Toprakta doğdum inkar Edemem!

Delik ayakkabım, Yamalı dizim,

Yarık parmaklarım, yanıktır yüzüm,

Zivt yapıştırmaktı yarığa çözüm,

Yokluk Günlerimi inkar Edemem!

Acı soğan ekmeğime katıktı,

Sırçada pekmezim vardı, bitikti,

Büyüklerin yanında dilim tutuktu,

Saygı sevgi vardı, inkar Edemem!

Elmaağacı , Ekinlik, Tatlım,

Düşlerimde hala öküz sularım,

Nerde eski günler deyip ararım

Çoban olduğumu inkar Edemem!

Bunlar anlatılmaz bunlar yaşanır,

Geçmişinden haramzade utanır,

Genç nesil bu dünyayı böyle sanır,

Kükürtekmeği yediğim günü inkar Edemem!

NOT:Bozkır Boyalı Köyü Web sayfasından uyarlanmıştır


 
 

  ÇOCUKLUĞUMUZDA...  
 

 ÇOCUKLUĞUMUZDA...
 
 Bizim çocukluğumda Annelerimiz çalışmazdı.
 Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
 Hatta Babamın bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
 Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.....
 
 En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
 Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
 Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
 Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
 Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
 Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
 Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
 Mahallemizdeki teyzeler Annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.
 Ya da pencereden bize bir sürahi bir bardak uzatırlar, hepimiz aynı bardaktan 
kana kana içerdik.
 Kısacası evine gidip gelen ...ki ; sadece çişi gelen giderdi evine)
 elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
 Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
 Bu bazen bir kurabiye, bazen bir meyve olurdu.
 Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın
 üstüne koyar oyun bitince geri alırdık.
 Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
 Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştırırlardı bizi....

 

 Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
 Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir  bilmezdik bile,

 asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan çeker,

 hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
 Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
 Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
 Azar işitip, acillere taşınmazdık.

 Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.

 Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.
 Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.

 Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki.

 Komşumu tanımıyorum
 ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
 Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
 Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ;

 bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
 Evlerimiz var, içinde yaşayan yok.

 Parklarımız var, içinde oynayan çocuk yok.
 Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl
 vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
 Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz.. 
 
 Tahta iskemlelerimizde oturan yaşlılarımız,

 onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
 Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
 Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp,

 taksidini bitiremediği arabanın anahtarını,

 hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
 Benim değildir bu kültür.   
 Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder. Nedir bunlar?   
 Reklamlarla desteklenen beyni, ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
 Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
 İyi de neden böyle olduk ?   
 Biz mi istemiştik?

 Yoksa birileri mi böyle istedi...

 Bilemedim, bilemedik...
   
 Kim yazmış bilmiyorum. Okuyunca mutluluk ve mutsuzluk kavramlarının anlamlarını bilmediğimiz o çocukluk günlerimi tekrar yaşadım. Ben de bana gönderen gibi belki okursun diye sana gönderiyorum...

Eski Hadim Milli Eğitim Müdürüm Halil İbrahim AKTAŞ'a teşekürler


 


 
 

  KÖY AKSAMLARI  
 

Hüzünlü bir köy akşamındayım şimdi
Hasret dolu gönlüme
Bir hançer gibi girer ayrılık.
Efkârlıyım gözlerim dolu dolu
Boğazımda düğümlenmiş hıçkırık

Bir çoban kavalından dökülmekte nağmeler
Kınalı ellere yakılan türküler
Neler anlatmada bilseniz neler
Ah…köy akşamları insanı
İşte böyle şairde eder.

Bir nefes çekiyorum
Köy akşamı kokusundan içime.
Bilirmisiniz köy akşamlarının kokusunu?
Hele birde iğde kokusu sinmişe ortalığa
Esir olursunuz köy akşamlarına.
Gölgeleri de bir gariptir
Köy akşamlarının
Uzayıp giderler dağlar ardına.

Duyulur uzaktan,
Köye dönen sürülerin sesi
Yanık türküler gibi kuzuların melemesi.
Alıp götürmede insanı bir başka âleme
Köy akşamlarının bilmem nesi,
Bilmem nesi.

Seyretmedeyim batan güne karşı
Bacalarından duman tüten
Toprak damları.
Anlatılmaz ki ancak yaşanır
Köy akşamları.
Köy akşamları.
 

MUSTAFA EĞİN


 
 

  MEHRAB  
 

Mehrap ile musluğun arası

Yaktı beni kaşlarının arası

Ay sarı yaylam

Olur mu böyle

Derdini söyle


 
 

 

Bağışlarınız İçin

TC ZİRAAT BANKASI
KONYA ŞUBESİ
 
ŞUBE KODU: 168
HESAP NO: 54052651
EK NO: 5001
İBAN NO: TR120001000168540526515001

Kullanıcı Girişi

Kullanıcı Adı
Şifre
  Siteye ÜYE OL
  Şifremi Unuttum

Reklam


Anket

2011 DOLHANLAR 3. BULUŞMA GÜNÜ HANGİ TARİHTE YAPILSIN?
9-10 TEMMUZ
16-17 TEMMUZ
23-24 TEMMUZ
30-31 TEMMUZ
KARARSIZ
DİĞER (MESAJ ATINIZ)

Anket

2011\'DE 3. BULUŞMA GÜNÜ\'NÜN YAPILMASI İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ NEDİR?
YAPILSIN
YAPILMASIN
KARARSIZ
DİĞER (MESAJ ATINIZ)

Makaleler

  • BERAT KANDİLİ

  •  
    - HABİP EVİN -
  • ANA BABANIN 80 HAKKI.

  •  
    - HABİB EVİN -
  • SILA-İ RAHİM

  •  
    - HABİB EVİN -

    Hikayeler / Fıkralar

  • üstün zeka

  •  
    - veysel demiray -
  • iki büklüm bastona mahküm

  •  
    - veysel demiray -
  • TEMEL ve DURSUN

  •  
    - SELİM KILINÇ -

    Sohbet Odası

    Sohbet odası şu anda boş...  
    Copyright © 2009 Dolhanlar